Ekim 2007 için Arşiv

bence de yazık Carlos’a

Çarşamba, 31 Ekim 2007

Daha önce garanti bankasının Carlos ile yapmış olduğu reklamın internete yansıyan kısmından burada zaten bahsedilmiş durumda. Oysa şimdi beraberce odaklanacağımız şey bunun tanıtımı değil; bu yansımanın bünyesinde bulundurduğu çekim hatası. Siteye girip “1500 avro al” gel diyoruz (hatta aldıktan sonra gel bile dememiş site. Demek ki sadece al diyerek “Tamam al senin olsun Carlos” demeye mi getiriyor ne?) ve animasyonu izlemeye başlıyoruz. Her şey çok ilgi çekici aynı zamanda janjanlı ve atraksiyonlu bir şekilde hızlıca akıp gidiyor. Eh fena da yapmamışlar hani. Ama animasyonun sonunda Carlos kolundaki saati göstererek “Mesai bitti abi!” diyor ve biz tam mesainin bitmiş olduğuna üzülürken iki şeyi fark ediyoruz. (more…)

NTV’DEN EVRİM MASALLARI

Perşembe, 18 Ekim 2007

NTV’DEN EVRİM MASALLARI

HARUN YAHYA

NTV Kanalında yayınlanan “İnsan Vücudu” adlı belgesel, evrim teorisini izleyicilere empoze etmeye yönelik yoğun bir propagandayla dolu. Ancak propaganda, evrim teorisinin bilim dışı bir efsane olduğunu kanıtlamaktan başka bir işe yaramıyor. (more…)

EN SON DELİL:

Perşembe, 18 Ekim 2007

EN SON DELİL:

DEVEKUŞU ARAŞTIRMASI
DİNO-KUŞ HİKAYESİNİ ÇÜRÜTÜYOR

HARUN YAHYA (more…)

Bir Evrim Masalı Daha Çöktü:

Perşembe, 18 Ekim 2007

Bir Evrim Masalı Daha Çöktü:

EVRİMCİLER İNSAN İLE MAYMUN ARASINDAKİ BÜYÜK GENETİK FARKI İTİRAF ETTİ

HARUN YAHYA

Uzun zamandır evrimciler, “insanlar ve şempanzeler arasında sadece % 1′lik bir genetik farklılık vardır” iddiasıyla evrim propagandası yapıyorlardı. İnsan ve şempanze genleri arasında kesin bir karşılaştırma yapılmamış olmasına rağmen, Darwinist ideoloji onları bu iki tür arasında çok küçük bir farklılık olduğunu varsaymaya yöneltiyordu. (more…)

BİLİMDIŞI PROPAGANDA ARTIK GEÇERSİZDİR,

Perşembe, 18 Ekim 2007

BİLİMDIŞI PROPAGANDA ARTIK GEÇERSİZDİR,
GEÇERLİ OLAN GERÇEK BİLGİDİR

Discovery Channel Türkiye adlı televizyon kanalında belli aralıklarla evrim teorisinin propagandasını yapan programlara ve konulara yer verilmekte ve bilimsel olarak hiçbir geçerliliği olmayan bu teori, kamuoyuna bilimsel bir gerçekmiş gibi sunulmaktadır. (more…)

SON DİNO-KUŞ FURYASI VE GERÇEKLER

Perşembe, 18 Ekim 2007

SON DİNO-KUŞ FURYASI VE GERÇEKLER

Geçtiğimiz günlerde Çin’de bulunan bir grup fosil, dünya medyasında evrim teorisi lehine bir delil olarak yansıtıldı. Pekin’deki Omurgalılar Paleontolojii ve Paleoantropolojisi Enstitüsü yetkileri tarafından yapılan açıklamada, bulunan altı fosilden birinin, “dört kanatlı bir dino-kuşa” ait olduğu ve bu soyu tükenmiş canlının uçabildiği ileri sürülmüştü. Darwinist medya kuruluşları, daha önce defalarca gündeme getirdikleri ancak her seferinde farklı delillerle çürüyen “kuşlar dinozorlardan evrimleşti” tezinin böylece bir kez daha propagandasına giriştiler. (more…)

HISTORY CHANNEL’IN DARWINİZM VE ATEİZM PROPAGANDASI

Perşembe, 18 Ekim 2007

HISTORY CHANNEL’IN DARWINİZM VE ATEİZM PROPAGANDASI

History Channel isimli televizyon kanalı, Charles Darwin’in hayatını ve görüşlerini konu alan Biyografi adlı bir film yayınlamaktadır. Söz konusu filmde, Charles Darwin’in bilim dışı görüşleri, ispatlanmış bir gerçekmiş gibi, hiçbir kanıt ortaya konmadan savunulmakta, aynı zamanda açıkça dinsizlik ve ateizm propagandası yapılmaktadır. Tarihi ve bilimsel gerçekleri izleyiciye sunma iddiasında olan bir kanalda bilimsel gerçeklere uymayan Darwinist yorumların yer alması History Channel’ın saygınlığını gölgelemektedir. (more…)

PAUL DAVIES’IN “ÇOK EVREN” İÇİN UMUTSUZ ÇABASI

Perşembe, 18 Ekim 2007

PAUL DAVIES’IN “ÇOK EVREN” İÇİN UMUTSUZ ÇABASI

The New York Times gazetesinin 12 Nisan 2003 tarihli sayısında, ünlü astrofizikçi Paul Davies’in “Çok Evrenin Kısa Tarihi” (A Brief History of the Multiverse) başlıklı bir yazısı yayınlandı. Davies, materyalist düşünürlerin, evrendeki hassas tasarım karşısında sığındıkları son argüman olan “belki sonsuz sayıda evren vardır ve bunlardan biri olan bizim evrenimiz tesadüfen yaşama uygun olmuştur” iddiasını savunmaya çalışıyordu. (more…)

EVRİM TEORİSİ KURAN’LA ÇELİŞİR

Perşembe, 18 Ekim 2007

EVRİM TEORİSİ KURAN’LA ÇELİŞİR
HARUN YAHYA

Günümüzde bazı Müslümanlar, evrim teorisine inanan kesimlerin sayıca fazla olmalarından veya bu kişilerin genelde “bilim adamı” sıfatı taşıyor olmalarından yanlış yönde etkileniyor, bu nedenle de evrim teorisini savunma yanılgısına düşüyorlar. Oysa bu kişilerin ellerinde Allah’ın insanları evrimle yarattığına dair ne bilimsel bir delil var, ne de bu iddialarını Kuran’dan delillendiren herhangi bir ayet. (more…)

KURAN’DA EVRİME DELİL YOKTUR

Perşembe, 18 Ekim 2007

KURAN’DA EVRİME DELİL YOKTUR

Evrim teorisi, 19. yüzyılda Charles Darwin’in kendi çalışmaları sonucunda ortaya koyduğu ve insanları Allah’ın yolundan alıkoymak isteyenlerin desteklediği bir yalandan ibarettir. Bu yazı dizisi, evrim teorisinin bir kısım insanların iddia ettiği gibi Kuran ayetleriyle desteklenmediğini, bilakis, Kuran’daki birçok ayetle teorinin tamamen dini inkar mantığı üzerine kurulu olduğunu gözler önüne sermek için hazırlanmıştır. (more…)

BEYAZ AT VE HÜKÜMDAR

Perşembe, 04 Ekim 2007

BEYAZ AT VE HÜKÜMDAR

Hükümdarın birinin beyaz bir atı varmış. Hükümdar, bu atını çok severmiş. Bir gün bütün maiyetinin (”kendi adamlarının”) hazır bulunduğu bir sırada:- Bu beyaz atımın ölüm haberini getirenin kafasını uçurabilirim. Çok dikkatli olun. Çünkü bu beyaz atı canım kadar seviyorum. Onun ölüm haberi bende kriz geçirtebilir, demiş. Günün birinde, her şeyin eceli gibi beyaz atın da eceli gelir. Ve beyaz at ölür. Hükümdarın adamlarında bir telaştır kopar. Kimse cesaret edemez ki, beyaz atın ölümünü hükümdara haber versinler. Seyis başı, düşünür taşınır, olacak gibi değil. Ben gidip hükümdara haber vereceğim. Öyle olsa da, böyle olsa da bizim kafa gidecek, der. Ve Seyis başı, hükümdarın huzuruna çıkar:
- Hükümdarım, der. Sizin beyaz at var ya!
(more…)

KENDIMIZI GELISTIRMEK (BALTAYI BILEMEK)

Perşembe, 04 Ekim 2007

KENDIMIZI GELISTIRMEK (BALTAYI BILEMEK)

Bir ormanda iki kisi agaç kesiyormus. Birinci adam sabahlari erkenden kalkiyor, agaç kesmeye basliyormus, bir agaç devrilirken hemen digerine geçiyormus. Gün boyu ne dinleniyor ne ögle yemegi için kendine vakit ayiriyormus. Aksamlari da arkadasindan bir kaç saat sonra agaç kesmeyi birakiyormus.Ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya basladiginda eve dönüyormus. Bir hafta boyunca bu tempoda çalistiktan sonra ne kadar agaç kestiklerini saymaya baslamislar. (more…)

DENİZ YILDIZININ ÖYKÜSÜ

Perşembe, 04 Ekim 2007

DENİZ YILDIZININ ÖYKÜSÜ

Bir Adam Okyanus Sahilinde Yürüyüş Yaparken,
Denize Telaşla Bir Şeyler Atan Birine Rastlar.
Biraz Daha Yaklaşınca Bu Kişinin,
Sahile Vurmuş Denizyıldızlarını Denize Attığını Fark Eder Ve
“Niçin Bu Denizyıldızlarını Denize Atıyorsun ?” Diye Sorar.
Topladıklarını Hızla Denize
Atmaya Devam Eden Kişi,
“Yaşamları İçin” Yanıtını Verince,
(more…)

DÜNYAYI DÜZELTMEK İÇİN

Perşembe, 04 Ekim 2007

DÜNYAYI DÜZELTMEK İÇİN

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:
- Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi. Sonra düşündü:
- Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:
(more…)

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

Perşembe, 04 Ekim 2007

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

- Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yasayanlar arasında ne fark vardır?
’’Bakin göstereyim’’ demiş, ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kasıkları denilen bir metre boyunda kasıklar. Ermiş bu kasıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz diye birde şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine simdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. Buyrun deyince, her biri uzun boylu kasığını çorbaya daldırıp,sonra karsısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan iste demiş ermiş,
(more…)

Everest’i Yenmek…

Perşembe, 04 Ekim 2007

Everest’i Yenmek…

Sir Edmund Hillary 29 Mayıs 1953 tarihine değin zirvesini kimsenin göremediği Everest’e tırmanan ilk kişiydi. Bunu o başardı ve bu başarısı nedeniyle Kraliçe Elizabeth tarafından kendisine şövalye unvanı verildi.
Hillary’nin bu başarısının altındaki öyküsünü ve gizini, onun “High Adventure” (Yüksek Serüven) adlı kitabını okuyunca öğrendik. Sir Hillary, 1952 yılında da Everest’e çıkma girişiminde bulunmuş, fakat bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu girişiminden birkaç hafta sonra İngiltere’de bir okulun öğrencilerine konuşma yapmak için çağrılmıştı. Konuşmanın konusu, onun zirveye tırmanış girişimiydi. Edmunt Hillary, bu girişiminde başarısız olduğunu kabul ettikten sonra bir süre durdu ve mikrofonu bırakıp, konuşma kürsüsünün yanında duran Everest’in büyük boy fotografı önüne doğru yürüdü. Sonra da fotografa dönüp, yumruğunu havaya kaldırarak, yüksek sesle koca zirveye meydan okudu:
(more…)

Yaşlı Adam ve Gürültücü Öğrenciler…

Perşembe, 04 Ekim 2007

Yaşlı Adam ve Gürültücü Öğrenciler…

Bora Çıracı - Bütün Dünya-Bizbize
Yaşlı bir adam emekli olduktan sonra bir lisenin yanında küçük bir ev aldı. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirdi ama ders yılı başlayınca huzuru kaçtı.
Okulların açıldığı ilk günden başlayarak öğrenciler, dersten çıkar çıkmaz yollarının üzerindeki her çöp bidonunu tekmeliyorlar, anlamsız sesler çıkararak bağırıp, çağrıyorlar, dayanılmaz gürültüler yapıyorlardı. Çocukların gürültülerinin dinmek tükenmek bilmeyeceğini anlayan yaşlı adam, bu işe bir son verebilmek için kurnazca bir çözüm buldu. Ertesi gün çocuklar öğrenciler okuldan çıkıp, yine dayanılmaz gürültüler yaparak evinin önünden geçerken yaşlı adam dışarı çıktı, onlara bir öneride bulundu.
“Siz hepiniz çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz” dedi.
(more…)

KIRLANGIÇ HİKAYESİ

Perşembe, 04 Ekim 2007

KIRLANGIÇ HİKAYESİ

“Kırlangıcın biri birgün bi adama aşık olmuş.Hergün pencerenin önüne gelir onu izlermiş. Birgün bütün cesaretini toplamış ve adama hey adam ben seni seviyorum uzun zamandır seni izliyorum demiş adam saçmalama se bir kuşsun ben ise bir insan durduk yere sende nereden çıktın diye bunu içeri almamış pencerenin önünden kovalamış kırlangıç yine gelmiş tamam seni hiç rahatsız etmicem demiş sadece çok iyi dost olalım demiş adam yine kabul etmemiş ve kovalamış kırlangıç tekrar gelmiş bak demiş hava çok soğuk seninle çok iyi arkadaş olalım beni içeri al soğukta donacağım demiş sıcak ülkelere göç etmek zorunda kalıcam lütfen beni içeri al demiş adam yine almamışkırlangıç çok üzgün bir şekilde başını önüne eğmiş ve gitmiş aradan çok zaman geçmiş adam pişman olmuş yaz gelmiş diğer kırlangıçlara sormaya başlamış ama gören olmamış sonunda danışma ve bilgi almak için bilge bir kişiye gitmiş olaları anlatmış. Bilge kişi demişki kırlangıçların ömrü altı aydır hayatta bazı fırsatlar vardır sadece birkez elinize geçer (more…)

KOZA VE KELEBEK

Perşembe, 04 Ekim 2007

KOZA VE KELEBEK

Bir gün, bir kozada küçük bir delik açildi ve bir adam bedenini bu küçücük delikten çikarmaya çalisan kelebegi saatlerce seyretti.
Sonra, kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu. Sanki,ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu. Ve adam, kelebeğe yardim etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği büyüttü.
Kelebek kolayca dışarı çıktı.
Fakat bedeni kocaman ve kanatları kuru ve buruşuktu.
Adam, kelebeği izlemeye devam etti, çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu.
Fakat bu olmadı!
(more…)